18 Ocak 2013 Cuma

Hayatın ince çizgisi


Ölüm...

Kaçınılmaz son.Aslında Mevlana "o gün benim düğün günümdür" demiş,Rabb'e kavuşma arzusuyla.Ancak şimdi sokağı çıkın kimse ölmeyi istemez,kimse kendini hazır hissetmez.Bir saniye sonramızın ne olacağını kimse bilemiyor.Hayatı plansız yaşıyorlar,her sabah bir güneş doğucağını bekliyor insanlar,hatta eminler buna.Yarın yaparımlarla dolu yarını belli olmayan bugünlerde...

Ölüme alışılmaz..Belkide...

Bu konuda cümlelerim hep eksiltili fark ettiyseniz.Söylecek çokta birşey yok aslında.İnsanın teki(insanlardan özür dileyerek söylüyorum bu "insan" kelimesini) gelir,bir saat önce sapa sağlam gördüğün hayatında çok önemli bir yere sahip olan birine çarpar...Öte yandan birinin babası kalp krizi geçirir,diğeri trafik kazası,diğerinin eceli gelir.Dudaklarda hep aynı söz kader...

Ama 5 m uzakta belki de yeni bir bebek dünyaya gelir.Her şeyden habersiz.Dünya telaşlarından,kıyaslamalardan,yalanlardan...

Hayat çok garip...

Öğle saatlerinde bir cadde düşünün karşılıklı iki şerit...

Geliş tarafında düğün konvoyu ne kadar mutlular,huzurlular geleceğe bir adım atmışlar...Gidiş tarafında bir cenaze konvoyu ne kadar üzgün,yaslı,hayattan çoktan vazgeçmiş...

Yine sabah saatlerinde bir hastanede iki sedye...

Birisi "yeni doğan ünitesine" gidiyor ailesi mutlu gülüyorlar..

Hemen yanlarından üzeri beyaz çarşafla örtülmüş başka bir sedye  geçiyor oda "MORGA" gidiyor...Ailesi perişan..

Hayatı bu iki gerçekten geçiren çok ince bir çizgi var fark edebilenler şanslı,ona göre yaşayanlar şanslı...Sakın yanlış anlamayın ne demişler "Yarın ölecekmiş gibi ahirete,hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünyaya hazırlanın" dengeyi yine siz kendiniz sağlıyacaksınız.Sebep yok sonuç orta da.Bir yerden başlamalı bu hayatın tadını almaya,layıkiyle yaşamaya.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder