Hayat kendi ekseni etrafında dönüyor durmadan.Bir gün daha batıyor güneş ufuklardan kaybolurken.Bir kez daha akşam oluyor bu koca şehirde.İnsanlar yanlarından geçerken birbirlerinin dönüp bakmıyorlar bile.Saat 9 pek geç bir saat sayılmaz.İstanbul için gece daha yeni başlıyor.Ağırda olmamakla birlikte sık sık adımlar atıyorum kahkaha atanlar,tezgahlarında balık satanlar,şakalaşan,konuşan insanlarla dolu kaldırımlar.Ben mi bencilim yoksa hayat mı acımasız herkes kendi derdinde herkesin ayrı bir dünyası var ve herkes eksenine doğru yerleşmenin peşinde.Farklı paralellerde ki ülkeler gibi birbirinden kopuk ama tek bir dünya içinde bir çok dünya...
Sokaklarda adım adım farklı insan hikayeleri.Galiba en iyisi çocuk kalmakmış.Misketlerle misket vurma,sek sek çizip ip atlamaymış.Tek kavgamızın mızıkçılık yüzünden olmasıymış.Masallarımızı özlüyorum her yerin harikalar diyarındaki gibi olduğu hayal dünyamı.Kurşun askerleri bez bebekleri tahta beşikleri ve bir çok şeyi...
Şimdilerde ise hayat farklı.Çocuk desen çocuk değil büyük desen büyük değil bir karakter.Hep söylerim yaa hayat o kadar farklı ki diye.İşte bu fark şuradan gelme;bir sokak düşünün ki sabahın Sekizinde bir caddede karşılıklı iki taraftan trafik akşının sağlandığı bir yolda iki tane konvoy...Birisi cenaze aracı karşı taraftan gelen de düğün alayı.Birisi acılı anne baba eş dost çocuk kardeş, öteki neşeli anne baba.İşte hayat işte Dünya başlangıç ve bitiş siyah ve beyaz kadar net...
Bugünlerde hocamdan duyduğum bir sözle bitiriyim yaşadığımız yer bir sahne ve ışıklar söndüğünde arkamızda bizi hep alkışlayanların olması dileğiyle ....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder